EMİNE ERDOĞAN ve SIFIR ATIK 2021

EMİNE ERDOĞAN ve SIFIR ATIK 2021 | Geri Dönüşüm Pazarı

Ülkemizde, “Sıfır Atık, Çöp Ayırma, Geri Dönüşüm” gibi çevreci sözcükleri yüksek sesle ilk O’un ağzından duyduk. Kendisini, vatanın insanını, havasını, suyunu, taşını, toprağını, kurdunu, kuşunu korumaya adamış, bu yüksek ruhlu Hanımefendi kimdir diye sormama bilmem gerek var mı? Sıfır Atık Hareketini başlatmış, bu başlık altında geliştirdiği son derece önemli proje ve eylemlerle doğa sevgisi ve çevre duyarlılığına dikkatleri çekmiş bu yüce gönüllü Hanımefendi elbette Sayın Emine Erdoğan’dır.

Emine Erdoğan Sıfır Atık

Dünya liderlerinin eşlerini sosyal sorumluluk projelerinde görmeye alışığızdır. Bu durum adet haline gelmiş, gelenekselleşmiş bir manzaradır. “First Lady” lerin fotograflarını biraz yakından incelediğimizde, istemeye istemeye gitmek zorunda kaldıkları bu ortam ve etkinliklerde, konuya ne kadar ilgisiz oldukları sıkılmış yüz ifadelerinden hemen anlaşılıverir. Samimiyetten ve gerçeklikten uzak, PR çalışmalarıdır bunlar sadece. Oysa T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın değerli eşi Sayın Emine Erdoğan’ın büyük bir ciddiyet, özen, istek ve azimle başlattığı, Sıfır Atık Hareketi, yeni yeni projelerle günden güne gelişiyor, güçleniyor, Türkiye’nin dört bir yanını sarıyor.

EMİNE ERDOĞAN ve SIFIR ATIK 2021

Emine Hanımın erenler diyarı Anadolu’nun toprağa saygılı kadınlarına has anaç tavrı, Sıfır Atık Geri Dönüşüm projesindeki samimiyetinin göstergesi. İsterseniz makalemize O’nun, Türkçe ve İngilizce aylık yayınlanan, atık yönetimi ve geri dönüşüm konularının ele alındığı “Recycling Industry Dergisi” ne verdiği son röportajındaki anlamlı sözleri ile devam edelim. Doğayı korumaya yönelik işleri, “çocuklara ve onların geleceğine sahip çıkma” olarak düşündüğünü dile getiren Emine Erdoğan, “Doğa sevgisi vatan sevgisine dahildir.” ifadesini kullanıyor. Erdoğan, herkesin içinde yaşadığı topluma ve dünyaya karşı sorumluluğu olduğuna işaret ederek, doğanın korunmasına yönelik her işin sadece “şimdi” için değil, geleceğe de aktarılacak birer çaba olduğunu vurguluyor. Sanayi Devrimi’nden sonra dünyada değişen bir düşünce yapısının ortaya çıktığını ifade eden Emine Erdoğan, insanların kendini doğanın efendisi sandığını, bu düşüncenin de tüm davranışlara, üretim ve tüketim sistemlerine yansıdığını dile getiriyor.

SUYUN BİR GÜN GERÇEKTEN BİTEBİLECEĞİ ŞAKA SANILIYOR

Emine Erdoğan, doğadan uzaklaşıldığına dikkati çekerek, “Çocuklar tabiatla ilişki kuramadan büyüyorlar. Tabiat adına bilip tecrübe ettikleri, parklardaki peyzajdan ibaret. Tabii durum böyle olunca, insan doğayı neden yok etmemesi gerektiğini anlamıyor. Suyun bir gün gerçekten bitebileceği şaka sanılıyor. Çöplerin nereye gittiğini, gerçekten yok olup olmadıklarını düşünmüyoruz. Kurumuş bir gölün hüznünü yaşamadığımızdan ya da bir orman yangınının yasını tutmadığımızdan bol keseden plastik kullanabiliyoruz. O plastikleri denizlere atabiliyoruz. Çünkü doğanın yavaş ve sancılı ölümü, bizden uzakta bir yerde oluyor.” ifadelerini kullanıyor.

Çevrenin, “insan hayatının devamlığı” demek olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “İnsanlar çevreden ayrı bir varlık değil. Bunun siyaseti olmaz. Bu noktada insanlık söz konusudur. Denizlerden, ormanlara, havadan, toprağa kadar Allah’ın yarattığı bu muazzam eserler insanlığın ortak emanetidir. Ancak bu bakış açısına sahip olursak, çevre ile ilgili konuları doğru anlayabilir ve doğru yaklaşımlar geliştirebiliriz diye inanıyorum.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Külliye'deki atıklar geri dönüştürülerek sokak hayvanlarına "yuva" oldu EMİNE ERDOĞAN ve SIFIR ATIK 2021
Külliye’deki atıklar geri dönüştürülerek sokak hayvanlarına “yuva” oldu

Emine Erdoğan, sıfır atığın yaşam biçimi haline dönüştürülmesi için en büyük rolün bireylere düştüğünü vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tabii bunu başarmak için evvela toplumsal bir seferberlik başlatmamız lazım. Öncelikle, politika geliştirenlerin doğru iletişim kanallarını kullanması gerekiyor. Çevre konularını sadece sempozyumlara, çalıştaylara ya da konferanslara sıkıştırır sokağa indirmezsek, eylemlere dönmezse, kendi aramızda konuşmakla kalmış oluruz.

Bilimsel çalışmalar kadar, insanların tükettikleri içecek ya da yiyecek ambalajlarını denize fırlatmalarını önleyecek vicdanın gelişmesine de yardımcı olmamız gerekiyor. Eğer insanlar önemsiz sandıkları hareketlerinin etki zincirinden habersiz olurlarsa, neden dikkat etsinler? Musluğu açık bırakmamak, ışıkları aynı şekilde işimiz bitince kapatmak ya da çamaşır, bulaşık makinelerini yarım kapasite çalıştırmamak gibi önlemler bu işin püf noktası. Bunlar her gün defalarca yaptığımız şeyler. Bireysel hayatlarımızı çevre dostu hale getirmeden bu işi başaramayız.”

Emine Erdoğan, çevre dostu yaşam kültürünün yayılması için insanlarda “bu benim sorumluluğum” duygusunun oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukların eğitimi ve bilinçlenmesinin çok önemli olduğunu anlatıyor. Sosyal medyanın da sıfır atık hareketinin yaygınlaştırılmasında önemli bir güç olacağını belirten Emine Erdoğan, topluma yön veren insanların, bu harekete dahil edilmeleri ve sosyal medyanın bir iletişim kanalı olarak ilgi çeken kampanyalarla kullanılması gerektiğini dile getiriyor.

KÜLLİYE YERLEŞKESİNDE 234 BİN 244 KİLOGRAM DEĞERLENDİRİLEBİLİR ATIK GERİ DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki sıfır atık uygulamalarını şöyle anlatıyor: “Külliye binalarına çöp ayrıştırma istasyonları yerleştirdik, personelimizi eğittik. Herkesin kendi çöpünü ayrıştırmasını sağladık. Ofis çöplerini kimse onlar adına toplamıyor, herkes kendi ürettiği çöpün doğru yere gönderilmesinden sorumlu. Bakın burada sizinle bazı rakamlar paylaşayım. Mesela 36 ayda, Külliye yerleşkesinde toplanan 234 bin 244 kilogram değerlendirilebilir atığın geri dönüştürülmesi, 25 bin 572,95 kilogram sera gazı salınımını engelledi, 850 bin 476,99 kilowattsaat enerji ve 3 bin 83,78 metreküp su tasarrufu sağladı.

Öte yandan, 110 bin 135 kilogram kağıt atığın kaynağında ayrılmasıyla 3 bin 744 kişinin oksijen ihtiyacını karşılayacak 1872 yetişkin ağacın korunması sağlandı. 25 bin 63 kilogram metal atığın kaynağında ayrıştırılması ile 32,58 ton, 32 bin 983 kilogram cam atığın kaynağında ayrıştırılması ile 39,58 ton hammadde tasarrufu sağlandı. 66 bin 63 kilogram plastik atığın kaynağında ayrıştırılması ile 1076,83 varil petrol tasarrufu sağlandı. 15 bin 370 kilogram atık bitkisel atık yağın kaynağında ayrıştırılması ile 15 bin 370 litre biyodizel kazanımı elde edildi.”

EMİNE ERDOĞAN ve SIFIR ATIK 2021

Emine Erdoğan, ailelerin çocuklarına rol model olduğunu, önce kendileri uygularlarsa sıfır atık yaşam kültürünün çok daha hızlı yol alacağına dikkati çekerek, “Çocukları yetiştirirken, tüm ebeveynler olarak, onları büyüdüklerinde topluma katkı sağlayan, çevreye duyarlı evlatlar olarak görmek istiyoruz. İyi ve ahlaklı insanlar olmaları en büyük temennimiz. Bu ahlak kavramına çevre ahlakı da dahil olmalı.” değerlendirmesini yapıyor.

KADINLARIN İYİYE DOĞRU DÖNÜŞTÜREN BİR GÜCÜ VAR

Kadınların sıfır atık ile ilişkisine de değinen Emine Erdoğan, şunları kaydediyor: “Kadın eli değmiş.’ diye bir ifade vardır dilimizde. O kadar doğru ki. Kadınların iyiye doğru dönüştüren bir gücü var. Sarıp sarmalamayı, iyileştirmeyi ve güzelleştirmeyi çok iyi biliyorlar. Sıfır Atık Projesi özelinde de aileyi de toplumu da onlar dönüştürecekler. Yani bu hareketin öncü kuvveti mutlaka kadın ağırlıklı olacak. İki, üç kadının birleşerek tüm mahallede sıfır atık bilincini yayabilecek büyük bir güce sahip olduklarına inanıyorum. Ayrıca belediyeler gibi bu alanın paydaşı kurumları da bu alanda daha iyi çalışmaya teşvik etmeliler.

Böyle böyle dönüşmüş insan grupları birleştiğinde yepyeni bir toplum çıkacak karşımıza.” Emine Erdoğan, sıfır atık hareketinin “halihazırda çöp üretmemek” demek olduğunu hatırlatarak, “Eskiden, siz de hatırlarsınız, evlerde eskiyen hiçbir şey atılmazdı. Başka bir işlev kazandırılırdı. En basiti, yağ tenekeleri bile atılmaz, saksı olarak kullanılırdı. Kumaş atıklarından balkonda, bahçede kullanmak için yaygı yapılırdı. Alınan bir kıyafet kardeşler arasında el değiştirirdi. Aslında çöplük dediğimiz şey, erken ölmüş eşyalar mezarlığıdır. İhtiyaç fazlası üretim bizim tamir etme becerimizi de elimizden aldı. İnsanları üşengeçliğe sürükledi. Tamir etmektense yenisini alıyoruz. Her yeni aldığımız eşya ile karbon ayak izimizi çoğalttığımızı düşünmüyoruz.” ifadelerini kullanıyor. Bunun yanı sıra 1 pamuklu tişört üretimi için 2 bin 720 litre su tüketildiği bilgisini veren Emine Erdoğan, tekstilin en çok çevre kirleten sektörlerin başında geldiğini söylüyor.

122 BİN 193 METREKÜP DENİZ ÇÖPÜ TOPLANDI

Emine Erdoğan, sıfır atık uygulaması kapsamında başlatılan “Sıfır Atık Mavi” hareketine ilişkin ise denizlerin, okyanusların hayatın devamlılığı için çok önemli olduğunu, buradaki kirlenmenin tüm dünyayı son derece olumsuz etkilediğini belirtiyor. Denizler ve okyanusların, “dünyanın çöplükleri” haline dönüştüğüne işaret eden Emine Erdoğan, “Denize attım, kurtuldum sandığımız plastikler, besin zincirine girip, yediğiniz balığın bünyesine karışmış olarak önünüze geliyor. Çamaşır makinelerini sık sık, hatta bazen tek parça giysi için çalıştırıp, temizlik yaptığımızı sanıyoruz. Ama o kıyafetlerden koparak sulara karışan mikroplastiklerin suları nasıl kirlettiğini düşünmüyoruz. İşte tüm bu tehlikelere karşı topyekun bir seferberlik halindeyiz.

Tüm yurtta başlattığımız deniz temizliği seferberliği ile 122 bin 193 metreküp deniz çöpü toplandı. Türkiye’nin önde gelen 760 kuruluşu Sıfır Atık Mavi sözü verdi ve denizlerin kirlenmesiyle mücadele edeceklerini taahhüt ettiler. Bunlar çok güzel gelişmeler.” değerlendirmesini yapıyor. Emine Erdoğan, gençlere de seslenerek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Doğanın korunmasında, bu bilincin yaygınlaşmasında, tüm gençleri ön saflarda yer almaya davet ediyorum. Bilhassa onlar, teknolojiyi bizden çok daha iyi anlıyor ve yönetiyorlar. Dolayısıyla, bizlerin eksik kaldığı yerleri onlar tamamlayabilirler. Bizim ufkumuzu daha da açabilirler. Geleceğin dünyasında hak sahibi oldukları kadar, söz sahibi de olsunlar. Ben de doğanın ve kaynakların korunduğu bir gelecek için onlarla el ele vermek istiyorum.”

Geçtiğimiz günlerde ise Sayın Emine Erdoğan Sıfır Atık Projesi ve çevreye ilişkin diğer çalışmalara katkılarından dolayı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi tarafından “Küresel Amaçlar Eylem Ödülü”ne layık görüldü.Ödül takdiminin ardından konuşan Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Ofisi ile çok özel bir farkındalığın ortak dilini konuştuklarını belirterek çevre dostlarının yan yana ve hep birlikte olmasının büyük bir sinerji doğurduğunu hissettiğini söyledi.Bu kıymetli ödülü, hayat enerjisini doğanın sözcülüğüne adayan ve tüm güzel kalpler adına kabul ettiğini belirten Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi’ne şükranlarını sunduğunu dile getirdi.

“DOĞANIN TÜM KAYNAKLARI İNSANLIĞIN ORTAK MİRASIDIR”

İnsanın yaptığı hataları temize çekmesi imkânının son nefesine kadar bulunduğunu ve bu ümidin bugünün yanlışlarının yarının doğrularına çevrilmesi için kullanılması gerektiğini anlatan Emine Erdoğan, bilimin gerçeklerinin iklim krizi başta olmak üzere karanlık bir geleceğin işaretini verdiğini aktardı.
Emine Erdoğan, bilim insanlarının, bugün yaşayan neslin çevreye yönelik tabloyu değiştirebilecek son nesil olduğunu söylediğini bildirerek “İşte bu fırsatı değerlendirmeli, geleceğe daha iyi bir dünya bırakmak üzere daha çok çalışmalıyız. Çünkü doğanın tüm kaynakları insanlığın hem bugününün hem de gelecek nesillerinin ortak mirasıdır. Bu mirası, hakkından fazlasını alarak fütursuzca tüketmek asla kabul edilemez” diye konuştu.

“SIFIR ATIK PROJESİ, GELECEK NESİLLERE YAŞANABİLİR BİR DÜNYA BIRAKMA SORUMLULUĞUNUN KÜÇÜK BİR ADIMIDIR”
Türk kültürü ve medeniyetinde yer alan “çevrenin emanet olarak görülmesi” yaklaşımına değinen Emine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Tabiatla kurduğumuz ilişki öylesine derindir ki medeniyet tarihimiz doğa için kurulan türlü vakıflarla doludur. Su kaynaklarının korunmasından sokakların temizliğine, hastalanan göçmen kuşların tedavisinden leyleklerin doyurulmasına kadar tarihimizde nice çevre vakfı kurulmuştur. Sıfır Atık Projesi gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunun küçük bir adımıdır.”
Emine Erdoğan, doğanın insanlara emanet edilmiş bir dost olduğunu, insanın dostuna nasıl davranırsa tabiata da öyle davranması gerektiğini ancak tüm dünyada olduğu gibi sanayileşmenin etkilerinin bu anlayışı dönüştürdüğünü ifade ederek, şunları söyledi: “Tüketim toplumu genişledikçe çevre sorunları artmıştır. Modern insan tabiata karşı yabancılaşmış hatta üzerinde tahakküm kurma hadsizliğine yeltenmiştir. Bugün ihtiyacımız olan öteki hâline gelen tabiat ile aramızdaki mesafeyi kapatmaktır, onun dostluğunu yeniden kazanmaktır. Birleşmiş Milletler gibi küresel çözümler sunan organizasyonların evrensel değerlerini paylaşıyoruz ve kendi özgün kültürel tecrübelerimizle katkı sunmak istiyoruz.”

Sayın Emine Erdoğan’ın bu güzel, anlamlı, aydınlatıcı, yönlendirici, son derece sıcak ve samimi sözlerinin üzerine söylenecek söz kalmıyor. Böylesine çevreye duyarlı, doğa aşığı, memleket sevdalısı bir “First Lady”miz olduğu için çok şanslıyız. Kucak dolusu sevgi, saygı ve şükranlarımızı gönderiyoruz kendisine …

Related posts

Leave a Comment